
“Kendini Bilen” için her kitap bir kapıdır. Kendini keşfetmeye ve gözlemlemeye imkan tanıyan birer kapı haline gelmiştir. Eserler, “benlik” üzerine kurulmuş bilgi kütüphaneleridir. Kitap sevgisinin, yani “bibliyofil”liğin filizlendiği yer tam da burasıdır.” — Yasemin Emre
Blog Yazılarım
-

Dümeni Yaratıcılığa Kırmak, Ursula Le Guin
Okumaya devam edin⟶: Dümeni Yaratıcılığa Kırmak, Ursula Le Guin“Sanatın disiplini özgürlüktür… “ — Ursula Le Guin Merhaba, Yazmakla, yaratmakla derdi olanların elinden tutmayı, iyi bir okur olmanın yolunu açmayı hedefleyen “Atölye” serisinin ilk kitaplarından biridir Ursula Le Guin’in Dümeni Yaratıcılığı Kırmak. Çıkılan yol, ilerlemeyi de gerektirir elbette. Hikaye denizine yelken açabilmek için kılavuz edinilmeli. Öncelikle şunu söylemem gerek, bu kitap yeni başlayanlar için değil. Hedef kitlesi, zaten yazdıkları üstünde yoğun şekilde çalışan insanlar. Gemiyle bir yerleri aşma düşüncesinden önce, yazma becerisi kazanmak gerekli. Fırtınaya kapılmış bir gemiye harita fayda etmez. Yine de bu gemiyi denize elverişli hale getirecek, alabora olmasını, parçalara ayrılmasını ve buzdağına çarpmasını engelleyecek basit yöntemler…
-

·
AYA TIRMANMAK Ve Diğer Öyküler, Ursula Le Guin
Okumaya devam edin⟶: AYA TIRMANMAK Ve Diğer Öyküler, Ursula Le Guin“Ayın kağıttan olduğunu onu kibritle yaktığımı gördüm rüyamda. Gazete gibi tutuştu ve çatıların üzerine yanan parçalar düşmeye başladı. Annem bakkaldan çıkıp, “Bunu söndürmek için okyanus lazım” dedi. Sonra uyandım.. “ Ursula Le Guın Merhaba Galaksinin yolu dalgaların arkasındaki sakin suları beyazlatmıştı. Ara sıra kumun üzerinde bir ışık çakıyordu: Işıltılı su, minik deniz mahlukları, deniz ateş böcekleri. Sis kalkmış, karanlık berraklaşmıştı. Yıldızlar, dalgaların arasındaki kısa ışıltılardan daha parlaktı. Ateş çıtırdıyordu ve bir kütüğün nemli merkezi tıslayıp şarkı söylüyordu, Gece serinledikçe herkes ateşin yakınına sokulmuştu, onun insanları, kimi alçak sesle konuşuyor, kimi yıldızları seyrediyor ya da uyuyordu. Aby yanındaki battaniyeye kıvrılıp çoktan…
-

·
Sesler, Ursula Le Guin
Okumaya devam edin⟶: Sesler, Ursula Le GuinBir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor, bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilemeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilemeyecekler… — Ursula K. Le Guin Merhaba Bu söz, bugün ekranlara gömülmüş, yüzey bilgisiyle yetinen, doğrulamanın yerini viral olmanın aldığı bir dünyada bizi bilgiyle değil, cehaletin huzuruyla kandıran sistemlere karşı bir ağıt gibi duyuluyor. Bir yer düşünün: Bilginin doyasıya paylaşıldığı, insanların bir araya gelip medeni bir şekilde yemek yediği, özgürce kitaplardan, düşüncelerden, hayal gücünden söz ettiği… Seslerin yüksek çıkmadığı ama anlamın derin olduğu bir yer. Yalnızca kitaplarla bütünleşmiş bir toplum düşünün: Sözün kıymetli olduğu, susmanın bile bir anlam taşıdığı,…
-

·
Boşa Geçirecek Vakit Yok, Ursula Le Guin
Okumaya devam edin⟶: Boşa Geçirecek Vakit Yok, Ursula Le Guin“Sanat bir izahat değildir. Sanat bir sanatçının yaptığı şeydir, sanatçının açıkladığı şey değil.” — Ursula Le Guin Merhaba Bugün Le Guin mağarasına doğru bir yolculuk, dağın zirvesine yapılan arketipik tırmanıştan daha az meşakkatlidir; fakat pek de tehlikesiz sayılmaz. Bastığınız yere güvenemeyeceğiniz Wikipedia bataklığını aşmalısınız. Trolleri uyandırmamak için bütün o yorum kısımlarında parmak uçlarınızda yürüyün. Aklınızda olsun, siz onları görebiliyorsanız onlar da sizi görebilir! Canavar Youtube’dan, ulu saat oburundan uzak durun. Onun yerine Google adıyla bilinen solucan deliğine doğru yol alın ve oradan devam edin. Ursula Le Guin‘in internet sayfasına varınca durun ve son paylaşımını görmek için doğrudan bloguna yönelin. Ama…
-

·
Yoksullar Nasıl Ölür? George Orwell
Okumaya devam edin⟶: Yoksullar Nasıl Ölür? George Orwell“Hastalardan biri hayatını kaybedince birçok kez gerçekleşen bu ölümleri herkesten önce haber alır-ıslık çalarak bana haber verirdi, “Numero 43” diye haykırırdı, kollarını havaya savururdu… “ — George Orwell Merhaba Orwell’ın “Yoksullar Nasıl Ölür?” eserinde, hastaların ölümünün nasıl sıradanlaştırıldığını ve bunun toplumsal bir yansıması olarak nasıl kabul edildiğini anlamak için çok önemli bir anekdot bu. Yazar burada, hastaların ölümünü bir tür rutin hâline gelmiş bir olay gibi anlatır. Hastaların hayatlarını kaybetmelerini mekanik bir şekilde bildiren personelin tavrı, ölümün insanî değil, daha çok bir sistemsel bir olgu gibi ele alınmasına dikkat çeker. “Numero 43” diye bağıran görevli, ölümün bir kimlik numarasıyla, bir…
-

·
Aspidistra, George Orwell
Okumaya devam edin⟶: Aspidistra, George Orwell“Sadece sevgili Rosemary onun seçtiği hayatı sorgulamasına sebep olan bir güce sahiptir. Peki Gordon paraya karşı açtığı savaşı kazanabilecek midir?” — George Orwell Merhaba Bu soruya cevap verirken, Gordon’ın hikayesini ve onun paraya karşı açtığı savaşı daha iyi anlayabilmek için romanın temel çatışmalarına bakmak önemli olacaktır. Gordon Comstock, parayı, toplumun ona atfettiği anlamları ve tüketim kültürünü reddeden bir karakter olarak karşımıza çıkar. Onun bu savaşında karşılaştığı en büyük engel ise, paranın toplumsal hayatta ne kadar güçlü bir araç olduğunu ve özgürlüğü ile hayatta kalmayı ne kadar birbirine bağladığını fark etmesidir. Gordon, bir yandan paraya karşı çıkmaya çalışırken, diğer yandan hayatını…
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.