
“Kendini Bilen” için her kitap bir kapıdır. Kendini keşfetmeye ve gözlemlemeye imkan tanıyan birer kapı haline gelmiştir. Eserler, “benlik” üzerine kurulmuş bilgi kütüphaneleridir. Kitap sevgisinin, yani “bibliyofil”liğin filizlendiği yer tam da burasıdır.” — Yasemin Emre
Blog Yazılarım
-

·
Okuyan Beynin Bilimi ve Hikayesi, Maryanna Woolf
Okumaya devam edin⟶: Okuyan Beynin Bilimi ve Hikayesi, Maryanna WoolfBir şeyin nasıl ortaya çıktığını bilmek çoğu zaman nasıl işlediğine dair en iyi ipucudur… — Terrence Deacon Merhaba Güneşli güzel bir havayla güne başlamak herkesi biraz olsun motive etmiştir… Dışsal sorumluluklar bittikten sonra sıra kendime ayırdığım saatlere geldiğinde, mabedim odam da, Okuyan Beynin Bilimi ve Hikayesi, adlı eserle baş başayım. Okuyan Beynin Bilimi ve Hikayesi (orijinal adıyla The Mind’s Eye), Maryann Wolf tarafından yazılmış ve beynin okuma yeteneği üzerine derinlemesine bir inceleme sunan etkileyici bir kitaptır. Wolf, beynin okuma sürecini ve bu sürecin beyinle nasıl etkileşime girdiğini bilimsel verilerle anlatırken, aynı zamanda okumanın ve dilin evrimsel olarak nasıl geliştiğine dair…
-

·
Hayvan Çiftliği, George Orwell
Okumaya devam edin⟶: Hayvan Çiftliği, George OrwellTüm hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir… — George Orwell Merhaba Bu söz, Hayvan Çiftliği‘nin ana mesajlarından birini, yani devrim sonrası eşitlik ve adaletin nasıl yozlaştığını ve iktidarın, başlangıçtaki ideallerle ne kadar çelişkili bir şekilde şekillendiğini çarpıcı bir şekilde özetler. Aynı zamanda güç ve eşitlik arasındaki paradoksu vurgular. “Hayvan Çiftliği” (1945), George Orwell’ın en bilinen eserlerinden biridir ve sosyalizm, totaliterlik ve devrim üzerine güçlü bir alegorik anlatım sunar. Roman, Sovyetler Birliği’ndeki Stalinist rejimi ve komünist devrimin nasıl yozlaştığını eleştiren bir başyapıttır. Orwell, Hayvan Çiftliği aracılığıyla, ideallerin yozlaşmasını ve gücün, başlangıçtaki iyi niyetleri nasıl erozyona uğrattığını dramatize eder. Hayvan…
-

Umudumuz Anneler’De
Okumaya devam edin⟶: Umudumuz Anneler’DeKendi geçmişinin bilincine varmayan insan, geçmişini sürekli tekrarlamak zorunda kalır… — Arno Gruen Merhaba Eğer sevginin temeli tahrip edilmişse, geleceği nasıl kurabiliriz? Umudumuz annelerde. Kadınların, yaşamda ve çocuklarında canlı olanı destekleyebilmeleri için erkeğin mülkiyeti olarak görülmeme olanağının tanınması gerekir. Bu, anne olmanın zorunlu bir amaç haline getirilmesi demek değildir. Sorun burada yatıyor. Toplum, bizi öyle bir biçimde programlıyor ki, “iyi olmak” her zaman, tüm bir çılgınlığın parçası haline geliyor. Bize “iyi olmanın” kendisinin bir değeri olduğu öğretiliyor. Ancak, bu anlayışta “iyi anne” olmak, erkeğin başarı mitine boyun eğmek demektir. Ne yazık ki bu durum, kadının değerini belirlerken taleplerini hiçe saymaktadır.…
-

·
Şölen, Platon
Okumaya devam edin⟶: Şölen, PlatonTanrı sıradan bir kişiyi bile şair yapacak kadar bilge bir şairdir. O ana dek şiirden yana nasipsiz bile olsa Aşk’ın dokunduğu herkes şair oluverir bir anda… — Platon Merhaba Aşkın, insanı değiştiren, dönüştüren ve bir anlamda “yaratıcı” bir güce sahip olduğu düşüncesi de çok Platonik bir yaklaşımı yansıtıyor. Platon’a göre aşk, ruhun güzellikleri tanımasına ve kendisini yüksek ideallere yönlendirmesine yardımcı olur. Bu bakış açısını da şiirsel bir şekilde ifade etmek, yazının ilham verici ve derin olmasına olanak tanır. Günlerdir yağmur, fırtına gökyüzünde peş peşe yer değiştirirken, oluşan bir boşlukta, rüzgara yenik düşmeden, maske ve bastonla günlük hedeflerde nihayet varmak istediğim…
-

Canlının Ölümü Aşılabilir Mi?
Okumaya devam edin⟶: Canlının Ölümü Aşılabilir Mi?Ölümden kaçmak, kendilik geliştirememiş insanların özelliğidir. Başarı, sahip olma hırsı, insan ve doğa üzerinde hakimiyet kurma çabası, kendini canlı hissetmek için gösterilen beyhude bir çabanın ifadeleridir. Fakat bütün bunlar insanı sevgiye götürmez, ortaya çıkan şey, sonsuz yaşam yanılsamasını sürdürmeye yarayan, taşlardan veya ideolojilerden oluşan devasa anıtlardan ibarettir. — Arno Gruen Merhaba Psikosipiritüel eğitim birçok konuya açıklık getirirken, sağlam okumalarla, kendinin farkına vararak, doğma ve ölme konusunda eşit şartlara sahip olsak da bilgi anlamında, gelişim anlamında aynı yerde olmadığımız görülüyor. Herkes Mavi Küre Okulu’nda yaşam derslerinden sorumlu. Kendiyle yüzleşerek, ulaşacaklarından sorumlu. Kimse kimse için gelişemez. Ne var ki sevindirici olan, her…
-

Zihin Ve Doğa Arasında, Roger Smith
Okumaya devam edin⟶: Zihin Ve Doğa Arasında, Roger SmithDünyada olduğumuzdan dolayı anlama mahkum edilmişizdir ve o, tarihte kendine bir isim edinmeden ne bir şey yapabilir ne de söyleyebiliriz. — Maurice Merleau-Ponty Merhaba Bu söz, insanın kendi varoluşunu anlamlandırma zorunluluğunu, ama aynı zamanda bunun ancak tarihsel ve kültürel bağlamlar içinde mümkün olabileceğini dile getiriyor. “Anlama mahkûmiyetimiz” — insan zihninin kaçamayacağı kader gibi… Her şeyin bir isimle var olması, dilin ve tarihin içinden konuşmaya mecbur olmamız, bizi hem sınırlayan hem de şekillendiren bir gerçeklik. Bu, hem Zihin ve Doğa Arasında gibi eserlerin temel sorunsalıdır hem de aslında tüm felsefenin: Yani kendi özümüze ulaşmak isterken bile, tarih, kültür, dil ve anlam…
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.