
“Kendini Bilen” için her kitap bir kapıdır. Kendini keşfetmeye ve gözlemlemeye imkan tanıyan birer kapı haline gelmiştir. Eserler, “benlik” üzerine kurulmuş bilgi kütüphaneleridir. Kitap sevgisinin, yani “bibliyofil”liğin filizlendiği yer tam da burasıdır.” — Yasemin Emre
Blog Yazılarım
-

Kökenlerimiz Ve Ölüm Sonrası, Lami Teksöz
Okumaya devam edin⟶: Kökenlerimiz Ve Ölüm Sonrası, Lami TeksözŞimdi, geçmişin çocuğu; gelecekse şimdinin çocuğudur. Ey şimdi! Sen nelere sahip olduğunu bil, kendinin ne olduğunu bil… Merhaba Lami Teksöz, bu eserde, geçmişin ve geleceğin şimdiki zamanla olan ilişkisini sorgular ve bireyi, mevcut anın farkındalığına davet eder. “Şimdi, geçmişin çocuğu; gelecekse şimdinin çocuğudur” ifadesiyle, zamanın sürekliliğini ve birbirine bağlılığını vurgular. “Ey şimdi! Sen nelere sahip olduğunu bil, kendinin ne olduğunu bil…” çağrısı ise, bireyi mevcut anın değerini anlamaya ve bu farkındalıkla yaşamaya teşvik eder. Bu tür derin ve anlam yüklü ifadeler, Lami Teksöz’ün eserinin felsefi derinliğini ve insanın varoluşsal sorgulamalarına olan katkısını gösterir. Bu kitap, Madam Blavatsky’nin 1888’de yazdığı Gizli…
-

Bilinç Nehri, Oliver Sacks
Okumaya devam edin⟶: Bilinç Nehri, Oliver SacksBilgi ve becerilerden oluşan bir temel yoksa, zeka, hayal gücü yetenek ve yaratıcılık bir yere vardırmaz. Bir yere vardırması için eğitimin yeterince yapılandırılmış ve odaklanmış olması gerekir. — Oliver Sacks Merhaba Oliver Sacks’ın bu alıntısı, eğitim ve zekâ arasındaki ilişkiye dair önemli bir felsefi bakış açısı sunuyor. Sacks, zekâ, hayal gücü ve yaratıcılığın, ancak doğru bir eğitim temeliyle gerçek anlamda işlevsel olabileceğini vurguluyor. Sacks, zekâ ve yaratıcılığın yalnızca içsel potansiyel olmadığını, bu potansiyelin doğru bir eğitimle şekillendirilmesi gerektiğini ifade eder. Bu, zekâ ve yaratıcılığın doğal olarak var olduğu, ancak onlara yön verecek bir yapının (eğitim) eksik olduğu takdirde, yalnızca “potansiyel”…
-

Sessizliğin Sesi, Helena Petrovna Blavatsky
Okumaya devam edin⟶: Sessizliğin Sesi, Helena Petrovna BlavatskyHazlarımız ve arzularımız bize hiçbir şey öğretmez. Asıl olana varmamızın tek yolu yaşam deneyimlerimizdir. Bunların çoğu da acılardan, ızdıraplardan oluşur… — Helena Petrovna Blavatsky Merhaba Blavatsky’ye göre haz (duyusal zevkler) ve arzu (ego kaynaklı istekler), bizi gerçek bilgiden uzaklaştıran geçici ve yanıltıcı deneyimlerdir. Bu düşünce, Budizm‘in “arzu acının kaynağıdır” anlayışıyla doğrudan paralellik taşır. Teozofik bakışta, arzu benliği (kama-rupa), ruhsal yükselişi engelleyen bir alt bilinç katmanıdır. Blavatsky, acı ve ızdırabı kaçınılmaz ve gerekli ruhsal eğitim araçları olarak görür. Gerçek bilgiye ve “asıl olana” (ilahi hakikate, ruhsal öz’e) ulaşmak için insanın ego zırhının kırılması gerekir. Bu da çoğunlukla acı verici bir süreçtir.…
-

Normalliğin Deliliği, Arno Gruen
Okumaya devam edin⟶: Normalliğin Deliliği, Arno GruenHepimiz, bize içteki kaosun acısından kaçmayı zorla kabul ettiren uygarlığımız tarafından şekillendirildik… — Arno Gruen Merhaba Arno Gruen’in bu sözü, toplumun ve uygarlığın bireyler üzerindeki etkilerini ve insanların içsel kaos ile nasıl başa çıkmaya çalıştıklarını derinlemesine ele alır. “İçteki kaosun acısından kaçmak”, aslında insanın duygusal ve psikolojik çatışmalarından kaçma çabasını ifade eder. Gruen’in bu görüşü, modern toplumların bireyler üzerinde nasıl büyük bir baskı oluşturduğunu, bu baskının da bireylerin içsel dünyalarını nasıl şekillendirdiğini anlatır. Arno Gruen‘ün “Normaliğin Deliliği” (The Madness of Normality), psikoloji, toplum ve insan doğasına dair derin bir eleştiriyi içerir. Kitap, toplumsal normlar ile bireylerin psikolojik durumları arasındaki çelişkileri…
-

İçimizdeki Yabancı, Arno Gruen
Okumaya devam edin⟶: İçimizdeki Yabancı, Arno Gruen“…bir insan gerçek güzelliğin ancak sevgiyle oluşabileceğini, yani sevginin önkoşulu değil, sonucu olduğunu hiçbir zaman göremez; güzellik sevginin verdiği bir biçimdir…” —Arno Gruen Merhaba “İçimizdeki Yabancı” Arno Gruen’in psikolojik, toplumsal ve felsefi açıdan derinlemesine incelediği bir eserdir. Gruen bu kitapta, insanların gerçek benliklerinden uzaklaşmalarının, toplumsal baskılar ve iktidar yapıları nedeniyle kendi içsel yabancılıklarını nasıl deneyimlediklerini ve bunun sonuçlarını ele alır. İçimizdeki Yabancı, aslında her bireyin, kendisiyle bağlantıyı kaybetmesinin ve toplumsal normların etkisiyle şekillenen yabancılaşmasının bir hikayesidir. Gruen’in kitap boyunca yaptığı temalar ve analizler Gruen, bireylerin öz benliklerinden uzaklaşmasının ve toplumun dayattığı kimlikleri benimsemesinin, insanın kendisine yabancılaşmasına yol açtığını savunur. İçimizdeki…
-

İhanete Uğrayan Sevgi Sahte Tanrılar, Arno Gruen
Okumaya devam edin⟶: İhanete Uğrayan Sevgi Sahte Tanrılar, Arno Gruen“Görmemezlikten geldiğimiz, acıya sırt çevirdiğimiz, günbegün yaşamamıza rağmen inkar ettiğimiz sürece felaketlerden kaçınmamız mümkün değildir…” — Arno Gruen Merhaba Arno Gruen’in “İhanete Uğrayan Sevgi: Sahte Tanrılar” adlı kitabı, sevgi, kimlik ve güç ilişkileri üzerine derinlemesine bir keşif sunar. Kitap, insanın toplumsal ve kültürel baskılar, gerçek sevgiye dair yanlış anlayışlar ve güç ilişkileri aracılığıyla nasıl ihanete uğradığını ve sahte ideallerin insanları nasıl yönlendirdiğini ele alır. Gruen, insanların gerçek sevgi ile sahtelik arasındaki farkı anlamakta zorlandığını ve bu yüzden içsel yabancılaşmaya uğradığını savunur. İhanete Uğrayan Sevgi Sahte Tanrılar’ın Bölümleri Sahte Tanrılar Nasıl Yaratılır? Klaus Barbie’nin Jean Moulin’i işkenceyle öldürmesi, hem tarihi hem…
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.