
“Kendini Bilen” için her kitap bir kapıdır. Kendini keşfetmeye ve gözlemlemeye imkan tanıyan birer kapı haline gelmiştir. Eserler, “benlik” üzerine kurulmuş bilgi kütüphaneleridir. Kitap sevgisinin, yani “bibliyofil”liğin filizlendiği yer tam da burasıdır.” — Yasemin Emre
Blog Yazılarım
-

Ruhsal Terapi, Salman Jayesh Khanna
Okumaya devam edin⟶: Ruhsal Terapi, Salman Jayesh KhannaSahte ibadet güç vermez, tam tersine ruhun var olan gücünü kaybettirir… — Salman Jayesh Khanna Merhaba Bu satırda yalnızca eleştiri değil, bir davet gizli: ruhunu gerçekten dinlemeye, alışkanlık sandığın inançları sorgulamaya… Çünkü bazen en büyük arınma, samimiyetsizliğin fark edildiği anda başlar. Bir adım geriye çekil, çünkü şimdi yalnızca bir düşünce değil, bir hakikate yaklaşıyoruz… “İman ruhun kanatlarıdır. Güçlü bir iman, kanatların kuvvetini belirler.” — Salman Jayesh Khanna Ruhsal şifa kitabında insanın kendi ruhunu inançları ve imanıyla bütünleştirerek, nasıl şifa bulduğunu öğrenirken bunu yapmanın herkes için geçerli, yapılabilir, uygulanabilir, yöntemlerinden bahsediyor kitap. Ben Nasıl Bir Şifa Taşıyorum? Ve Kimi Fark Etmeden…
-

Sevgi, Sevgi İçin Doğmak, Birbirimizi Sevebilmek, Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek, Sevgili Baba, Kişilik, Leo Buscaglia
Okumaya devam edin⟶: Sevgi, Sevgi İçin Doğmak, Birbirimizi Sevebilmek, Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek, Sevgili Baba, Kişilik, Leo BuscagliaSevgi, büyük olasılıkla yaşamın tek anlamıdır… — Leo Buscaglia Merhaba, Buscaglia bu eserinde sevginin bir ihtiyaç değil, bir seçim olduğunu vurgular. Sevgi, öğrenilen bir davranıştır ve insanın kendini gerçekleştirmesi için temel bir araçtır. Kitap boyunca sevginin korkuyla değil, cesaretle yaşanması gerektiğini savunur. Buscaglia Neden “Sevgi Dersi” Adını Koydu? Leo Buscaglia’nın “sevgi dersi” adını vermesi, yalnızca bir akademik başlık değil, aynı zamanda bir yaşam çağrısıydı. Bu dersin doğuşu, oldukça dokunaklı bir olayla başlar: Buscaglia, Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde öğretmenlik yaparken bir öğrencisinin intihar etmesiyle derinden sarsılır. Genç, zeki ve duyarlı bu öğrencinin gidişi, yalnızca bir bireysel acı değil; bir sistemin, bir toplumun…
-

Aslolan Yolculuğun Ta Kendisidir, Richard Paul Evans
Okumaya devam edin⟶: Aslolan Yolculuğun Ta Kendisidir, Richard Paul EvansBabam olsa, “Kütüphanedeki kitaplardan bir diğeri işte” derdi. “Kapağı bile açılmamış, okunmamış herhangi bir kitap daha…” Ne kadar yol kat ettiğim, neler kaybettiğim ya da neler keşfettiğim hakkında en ufak bir fikriniz yok… — Richard Paul Evans Merhaba Richard Paul Evans, kalplerin içinde yankı bulan duygularla yazmayı bilen bir yazar. “Aslolan Yolculuğun Ta Kendisidir” romanı ise tam anlamıyla bir “içsel göç” hikâyesi. Ana karakter Alan Christoffersen, hayatın onu paramparça ettiği bir noktada iki yoldan birini seçmek zorunda kalıyor: Bitirmek ya da yeniden başlamak. Bu kitap, kayıpların ardından nasıl ayağa kalkılır, “yol” denen şey aslında neyin metaforudur ve gerçek anlamda “devam…
-

Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, Murat Gülsoy
Okumaya devam edin⟶: Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, Murat GülsoyBazen bir tek kitabı derinlemesine okumak bir kütüphane araştırması kadar ufkunuzu genişletebilir… — Murat Gülsoy Merhaba Günümüzde herkes bir şekilde “üretmek”, “ifade etmek” ve “anlatmak” istiyor. Bu ister blog yazısı, ister roman denemesi, ister sosyal medya postu ya da senaryo olsun — hepimiz bir biçimde anlatmaya çalışıyoruz. Murat Gülsoy’un “Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık” kitabı tam da bu çağdaş ihtiyacın merkezinde duruyor. Yaratıcılığın Öğrenilebilir Olduğunu Savunması Modern dünyada “yaratıcılık” hâlâ bir tür doğuştan gelen yetenek gibi algılansa da, bu kitap bunun tam aksini savunuyor: “Yaratıcılık insanın doğasında vardır. Geliştirilebilir, öğretilebilir ve işlenebilir bir beceridir.” Gülsoy’un yaklaşımı, yaratmayı öğrenmenin mümkün olduğunu göstererek, yazmak…
-

·
Yazarın Odası 1, Philip Gourevitch
Okumaya devam edin⟶: Yazarın Odası 1, Philip GourevitchKurguda tutarlılığı yakalamak için gerçekleri saptıramazsınız. Böyle şeyleri öğrenince gerçeklere uyarlamanız gerek… — Stefan King Merhaba “Yazarın Odası 1” adlı bu kitap, edebiyatseverler ve özellikle yazma uğraşında olanlar için adeta bir altın madenidir. The Paris Review’un 1953’ten bu yana yayımladığı ve zamanla birer edebi belge hâline gelen bu röportajlar, yalnızca yazarların nasıl yazdığını değil, neden yazdığını, neyi aradığını, neyle savaştığını ve nasıl düşündüğünü ortaya koyar. Yazarın Odası 1: Edebiyatın Perde Arkasına Açılan Kapı Yazmak yalnız bir iştir. Ama bu yalnızlık, başka yazı yolcularının izlerini takip ederek anlam kazanabilir. Yazarın Odası 1, tam da bu izleri sürmek isteyenler için eşsiz bir…
-

Deli, Halil Cibran
Okumaya devam edin⟶: Deli, Halil CibranDeli ol ve bize algının peçesinin ardındaki gizleri anlat. Hayatın amacı, bizi bu gizlere yakınlaştırmaktır; ve bu delilik bunun en hızlı atıdır… — Halil Cibran Merhaba Bu alıntı, Halil Cibran’ın Deli adlı eserinde yer alan çok derin bir düşüncedir. Cibran, burada “deli” olmayı bir metafor olarak kullanır. Toplum tarafından “deli” olarak nitelendirilen kişi, aslında toplumsal normların, kuralların, algıların ötesinde bir bakış açısına sahiptir. Bu bakış açısı, ona daha derin bir gerçekliği görme yetisi verir. Dostum, göründüğüm gibi değilim. Görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. Senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. Benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde…
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.